Palu ve Çevresindeki Şehir ve Köyler Hakkında Rapor (1878)

Palu ve Çevresindeki Şehir ve Köyler Hakkında Rapor (1878)

Yazan: Kıdemli Rahip BOĞOS NATANYAN

Palu yedi eyalete(1) bölünmüştür; Karaçor, Bulanık, Okhu, Oşin, Karabegyan, Sivan ve Gökdere. Bunları Palu idaresi yönetir. Halk Ermeni, Türk, Kürtlerden (sırasıyla dediğimiz gibi) oluşmaktadır. Diğer Kürtler ise iki çeşittir. Zaza ve Kırmançi(2) diye adlandırılıyorlar. Dilleri farklı ancak dinleri aynı Müslümanlar. Palu’nun etrafına yerleşmiş olan Kürtlerin ortasında kırk altı Ermeni köyü bulunuyor. Bunlardan yirmi altısı tamamen Ermenilerden oluşurken geri kalanlar Kürtlerle karışıktır. Böyle bir durumda Ermeniler nasıl rahat bir hayat sürebilirler ki ! Bu noktayı okuyanların adilane takdirine bırakıyorum.

Palu’nun Yedi Eyaleti Hakkında Ayrıntılı Bilgi

Şehrin kuzey tarafında batıya doğru, elli kadar köyden oluşan Karaçor’da Kırmançi denilen Kürtler bulunmaktadır. Beş yüz hanedirler ve sayıları bin yüz kadardır.

Oşin ise şehrin güney-doğu kısmında, yirmi beş kadar köyden ibarettir. Buranın halkı da Kırmançidir. İki yüz elli hane ve bin iki yüz elli kişi bulunmaktadır.

Şehrin doğu tarafına yayılmış yirmi kadar köyden oluşan Karabegyan’da da Kırmançi Kürtleri bulunuyor. İki yüz hane olan Kırmançilerin nüfusu bin kişidir. Yukarıda adı geçen vilayet ve köylerdeki Kırmançi Kürtlerinin köy, hane ve nüfus sayısı şu şekildedir:

Köy: 95, Hane: 950, Toplam Nüfus: 4.350

Irkları ayrı olsa da dinleri aynı yani Müslümandırlar.

Palu’nun geriye kalan dört eyaleti şunlardır:

Bulanık: Şehrin kuzey-doğu kısmına yerleşmiş bulunan Bulanık’ta kırk altı tane Zaza Köyü var. Kırmançilerden farklı bir Kürt ırkı olan Zazalar, bin üç yüz seksen kadar haneye ve altı bin dokuz yüz kişilik nüfusa sahipler.
Şehrin kuzey tarafına yerleşmiş bulunan Okhu’da yirmi bir Zaza Köyü var. Üç yüz otuz haneli köyün nüfusu bin altı yüz elli kişiden ibarettir.

Gökdere: Şehrin güneyine yerleşmiş olan Gökdere kırk kadar köyden oluşmaktadır. Zaza ve Kürt karışık bin iki yüz hane bulunan Gökdere’nin nüfusu 6000 kişidir.

Sivan: Şehrin kuzey tarafında yirmi beş köyden oluşan Sivan’da yine Zazalar bulunuyor. Bin beş yüz altmış hanesi ve yedi bin sekiz yüz kişilik nüfusu vardır.

Adı geçen bu dört eyalette ikamet eden Zaza adlı Kürtlerin köy, hane ve toplam nüfusu şöyle dağılmıştır: Köy:122, Hane:4470, Toplam Nüfus:22.350

Yukarıda zikrettiğimiz üzere bunların dinleri Müslüman olmasına karşın dil ve ırk olarak Kırmançi Kürtlerinden farklıdırlar. Yedi eyalette ikamet eden Kürtler Palu’daki on üç beyin emri altındadırlar. Yerel hükümetten ziyade bu beylerin etkisindedirler.

Palu’daki yedi vilayetin dışında kalan yerlerdeki aşiret denilen Kürtler şunlardır; İzoltiler, Şadeliler, Khıranlılar, Kureşanlılar, Şeyhmahmudlular, Karsenliler, Khubatanlılar, Çarekanlılar, Bılecanlılar, Kuzucanlılar, Haydaranlılar, Şeyhhasanlılar, Temranlılar, Arevliler veya Arevdzikler(3) (Şınorhali Sırpazanın bahsettiği güneşe tapanlar), Alanlılar, Mısdanlılar, Vostanlılar, Surinliler, Pirvanklılar veya Pilvanklılar, Cibranlılar vs’dir. Bunların eski Ermeni soylarından olduğu fark ediliyor. Ben bu Kürt soylarını şahsen ziyaret etmedim. Ancak onları saygıdeğer cemaat üyelerime tanıtabilmek için, bilgi toplamak üzere özel bir adam gönderdim.

İzol halkının ayrı bir sınırı var. Burada yaşayan köylülere aşiret(4) deniyor. Devlete tabi olmadan yaşıyor, vergi vermiyorlar. Oldukça kalabalıklar. Aralarında bin kadar silahlı adam var. İzol, Palu şehrinden üç saat uzaklıkta ve kuzey tarafında bulunuyor. Halkı Kırmançi denilen Kürtlerdendir.

Şadeliler aşireti de belli bir bölgenin içinde ikamet ediyor. Bunların arasından da bin beş yüz silahlı adam çıkar. Halkı Kırmançidir ve şehirden altı saatlik mesafede kuzeye doğru bir yerde ikamet etmektedirler.

Khırani Aşireti de şehrin kuzey tarafında sekiz saatlik bir mesafede yaşamaktadır. Üç binden fazla silahlı adamı var. Bunlar da Kırmançidir. Geri kalan Kırmançi denilen Kürt soyları da aynı olduğundan burada tek tek söylemeye gerek duymuyorum. Dersim hariç. Çünkü yukarıda adı geçen on dokuz soy Kırmançi denilen Kürtlerdendir ve hepsi birbirine sınır komşusudur. Aynı zamanda da Dersim’e sınır komşusudurlar. Hepsi de ara sıra tarım yapar. Ancak birbirleriyle düşman olduklarından kendilerini koruyabilmek için sürekli silahlı dolaşmak zorundadırlar. Ama diğer taraftan hırsızlık etmekten de geri durmazlar. Talan için Palu murahhaslık bölgesine kadar gelirler.

Yerel hükümet onlara engel olamıyor. Zira birbirleriyle ne kadar kavgalı olurlarsa olsunlar, devlet kendilerini bastırmak için bir ordu gönderdiğinde düşmanlığı bir tarafa bırakıp hemen birleşiyor ve özgürlükleri için beraber çarpışıyorlar. Bu nokta bizim millete iyi bir örnek olabilir.
Onlar bunca vahşilikleriyle özgürlüğü, ömür boyu sürecek saygınlığa tercih ederken, onların yanında medeni bir millet olarak görülen bizler geleceğimizi korumak için çok daha fazla mücadele etmeliyiz. Üstelik onlar vergi de ödemiyorlar. Hepsi de sağlam, cesur ve gururlu insanlar, suratları kırmızı, uzun boylular. Yiyecekleri tereyağ, yoğurt ve süt ürünleri. İkamet ettikleri yerler dağlık. Her bir köyün bahçeleri, bağları, ormanı, tatlı soğuk suları var. Havası sağlıklı ve iyi bir iklimde yaşıyorlar. Bu insanlar Kızılbaş denen ırkın bir çeşididirler. Şarap içerler, Türkler gibi namahrem bilmedikleri için birbirlerinden kaçmazlar, kadınları Hıristiyan kadınlarına benzer. Çocukluklarından itibaren başları açık gezmek alışkanlık olmuştur. Dünya dertlerinden uzaktırlar. Güneşe o kadar alışkındırlar ki, tenleri karadır. Aynı şekilde soğuğa da alışkındırlar. Aralarında konuşurken özellikle de kadınları Ermenice kelimeler kullanırlar. Hıristiyanlara yakındırlar. Hıristiyanlığa benzer ayinleri vardır. Dua için camiye gitmezler. Irk ve din olarak Türklerden ayrıdırlar. Türkler onları kâfir, onlar da Türkleri yezid olarak adlandırırlar. Seyit (Seyyid) adı verilen dini liderleri vardır. Ona büyük saygı gösterir, elini öperler vs. Onun emirleri hemen yerine getirilir. Türkler devlet sahibi olduğu için, gösterişte Türklük satarlar. Ancak Ermeni manastırlarına gider, bazen de meyve ve başka hediyeler götürürler. Aynı zamanda dua da ederler, kiliseyi kutsal sayarlar. Dua kitapları yoktur. Dini liderlerinin emrettiği her şeyi din kuralı olarak kabul ederler. Yani sağlam bir temele dayalı dinleri yoktur. Lokma ayini denilen gizli yaptıkları bir ayinleri vardır. Sünnetleri yoktur. Namaz duası bilmezler. Bir şey yenip içtiğinde afiyet olsun diyene kızarlar. “Şifa olsun” denmesi gerekir.

Kızılbaş denen grubun içinde sayıları az olan bir grup vardır ki, onlar aynı Hıristiyanlar gibi İsa’ya inanırlar. Nitekim rastladığım pek çoğundan bu sözleri kulaklarımla duydum. Beni davet edip sofralarını kutsattılar. Türklerin elinden kurtulup da özgürce Hıristiyanlığı yaşayacakları günü beklediklerini söylediler. “Eğer Hıristiyanlardan güçlü bir koruyucumuz olursa ona tabi oluruz” diye de eklediler. Ne zaman bir Ermeni rahibi görseler büyük saygı gösterip elini öpüyorlar.

Çarsancak

(…)

Dersim

Bu büyük eyalet, Palu şehrinin kuzey tarafında birbirine yapışık sıradağlar üzerine yerleşmiştir. Dağa ulaşmak on iki saat kadar sürmektedir. Sınırları komşu Çarsancak, Harput, Kiğı, Çemişgezek -bir ucu Sivas’a kadar uzanır- Mendzgerd ve Mendzgert’ten de Kızıl Kilise denilen yere kadar uzanır. Dersim ve Çarsancak’ı bir sayacak olursak nüfus yüz kırk bin kadardır. Bunun yüz bini Kürt, on bini Türk, otuz bini ise Ermenidir. Buradaki Ermeniler yukarda anlattığımız Kürtler gibi talanla veya çobanlık ederek ya da çiftçilikle yaşarlar.

Dersim’in içinde sadece beş altı bin Ermeni var. Bunlar Kürtlerle yoğrulduklarından, bazen zorla bazen de ilgisizlikten milliyetlerini ve dinlerini kaybetmek üzereler. Dersimliler Ermenileri seviyor ve kendileriyle alışveriş eden küçük tüccara ve zanaatkârlara zarar vermiyor, onlara misafirperverlik gösteriyorlar. Oysa diğerleri tam tersi, her zaman soymaya hazırlar. Dersimlilerin dini, edebiyatı ve kitapları yok. Adı geçen diğer Kürtler gibi seyyid adlı din başkanları var. Dinleri geleneklere dayanıyor. Bunların bir kısmı Hıristiyan ayinlerini örnek alırken, bir kısmı da Hz. Ali’nin dinini takip ediyor. Büyük kısmının Ermenilerden türediğini söylersek sanırım yanılmış olmam.

Çünkü aralarında kullanılan isimlerin çoğu Ermenicedir. Özellikle de kadın isimleri, mesela; Maryam, Sırpuk, Markırit vs. Belki de bu zavallılar zamanında zorla, veya gördükleri eziyetler sonucu ya da cehaletten dillerini, dinlerini ve alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalmış olabilirler. Ermenilere yakınlık gösteriyor, Ermeniliği ve Hıristiyanlığı kabule sıcak bakıyor gibi görünüyorlar. Dersim’in içinde eskiden kalma yarı yıkık ya da tamamen harap olmuş, ince bir mimari zevkle inşa edilmiş muhteşem manastırlar ve kiliseler bulunuyor. Bu yerleri hâlâ saygıyla ve hediyelerle ziyaret ediyorlar. Eski ve yeni mezarlıklar da var. Hepsinin üstüne haçlar oyulmuş. Bir Dersimliye “sen hangi dindensin?” diye sorulacak olursa haçtan başka şey tanımadığını söyler. Dersim’in çok yüksek kayaları ve dağları, sık ormanları, bahçeleri, bağları, dağların tepelerinden akıp gelen tatlı suları, temiz havası ve ender bulunan bir iklimi var. İnsanları genellikle kırmızı suratlı, geniş omuzlu, kalın pazulu, uzun boylu, iri ve sağlıklılar. Hafızaları da oldukça kuvvetli.

Dersim doğal güzellikleriyle güzel bir manzara arz eder. Ağaçlarla kaplı bölgeleri vardır. Bu bölgelerden biri olan Hasan Çelebi, şayet Dersim iki tarafından kuşatılacak olursa korunmak için ideal bir yerdir.

Okuyucular, Ermenistan’da geliştirilmesi, eğitilmesi, dini açıdan aydınlatılması ve Ermeni ruhuyla beslenmesi gereken bunca bilinmeyen yer ve ırk olduğunu gördükçe hiç kuşkusuz şaşıracaklardır. Gerçek Ermeni evlatları yetiştirilsin diye okullar açılmalı. Mevcut cemaat okulları pek de ümit verici bir durumda değiller. Eğer yeni bir cemiyet sayesinde kısa sürede Ermenistan’da gelişmiş okullar görme şansına nail olamazsak, arzularımıza çok geç ulaşacağımızdan korkarım.

(…)

(1): Yazar her ne kadar eyalet sözcüğü kullanmışsa da bahsettiği yerler birer nahiyedir.
(2): Kırmançi, Kürt erkek çocuğu demektir. Ermeniler eskiden kızdıkları zaman birbirlerine “Kürt mançı”, “Kürt çocuğu” derlermiş. Daha sonra telaffuzu değişerek Kırmançi olmuş. Söylence böyle demektedir.
(3): Arevliler veya Arevdzikler (Arevortik) 7. yüzyılda Ermenistan’da çok güçlenmiş olan Pavlikyanların daha sonraki dönemlerdeki devamı olarak kabul edilirler. Hatta Yezidilerin de onların soyundan olduğu kabul edilir. 9. yüzyılda imparator fermanıyla kıyıma uğratıldılar.
(4): Aşiret, grup anlamındadır.

Kaynak: Vahan Bardizaktsi, Boğos Natanyan, Karekin Sırvantsdyants – Arsen Yarman (ed.), Palu-Harput 1878 – Çarsancak, Çemişgezek, Çapakçur, Erzincan, Hizan ve Civar Bölgeler – 2. Cilt / Raporlar, Derlem Yayınları, 2010, sayfa:144-155

Palu ve Çevresindeki Şehir ve Köyler Hakkında Rapor (1878)” için bir yorum

  1. DÖWAYMINA ALKATYON

    Döwaymı döway zazayona
    Nomeye veren Alkayona
    Ungura siya yed zafa
    Ayera won itera pey Karasalkıma

    Meqsedno ungur mungur niya
    Xura ınkay ungurız çina
    ma perın xapyey pey qaleyno
    Nıdüşmişey sebön hendey liro

    Inkay zazakiz çina ungurız çina
    Ma hemme cad geren pey goçina

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir